
Ankara’da okuduÄŸum yıllarda bana Istanbul’u her hafta yaÅŸatan sıcacık bir alaturka diziydi Ekmek Teknesi. 3 sezon sonunda dizi bittiÄŸinde benim de Ankara’daki son dönemimdi. Ekmek Teknesi bana yıllar öncesinin Süper Baba dizisinin nostaljisini o kadar farklı ve eÄŸlenceli yaÅŸattı ki bu dizi için ne final ne vize ne proje dinledim.
Ekmek Teknesi’nin tekrar bölümü olamazdı ve gerekirse ertesi gün önemli bir sınavımda olsa önceliÄŸi ondan alamazdı. Bazı arkadaÅŸlarım kritik vaka olduÄŸum zamanları bilirler, bilmeyenler de yadırgamasınlar. Her insanın kendinden birÅŸeyler bulduÄŸu ya da özlemini duyduÄŸu zamanları yaÅŸadığı bir dizisi, bir romanı, bir müziÄŸi ya da bir mekanı olabilir.
Burnunuza değen bir kokunun, kulağınıza çalınan bir ezginin ya da seyrederken sizi alıp götüren bir atmosferin yaşattığı benzer tecrübeyi şanslı bir çoğumuz yaşamıştır.
Ekmek Teknesi ardından bu dizi enflasyonu içinde dahi tam bir boşluğa düşmüştüm ki yıllar sonra çok ümitli olduğum bir yapım bu sezon ekranlarda.
Elveda Rumeli, 1897 yılında hasta adam Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun Makedonya topraklarındaki küçük Pürsiçan köyünde yaÅŸayan Sütçü Ramiz’in ve ailesinin hayatını anlatıyor. Oyuncu kadrosunun gücüne ve hikayenin samimiyetine binayen pür dikkat takip ediyorum ve size de tavsiye ediyorum.
Bu arada dizi setinin İç Anadolu’nun bir köyünde olduÄŸunu sanıyordum ancak plato Makedonya’nın Manastır kasabasında kurulmuÅŸ ki bu yapımcıların ne kadar titiz bir proje yürüttüklerini ispatlar nitelikte diye düşünüyorum. İyi seyirler.






Related Articles
No user responded in this post
Leave A Reply